15 Şubat 2010

Günlerdir kulağımda yankılanan sesin. Olasılıkların dağılmasıyla avucumda kalan gerçek, söylediğin anda yer çekimine karşı koyamayan hayallerim hepsi dökülüvermişti gözlerimden. Ya ölmem gerekiyordu ya da herkes gibi olmam. Tekrar çarpmaz bu kalp seni de koyamaz içine ait olduğun yerde. Herkes gibi olmak ister herkes kadar unutkan bunun için 2 bardak şarap işe yarar sanmıştım.  Yine ellerimden kayıp giden herkes gibi olabileceğime dair düşüncelerim. Oldukça kararsız oldukça hareketsizim. İçimde yığınlarca Burcu birikti. Her gün hangisiyle uyanacağımı hangisiyle yola devam edeceğimi hangisinin beni daha çok mutlu edebileceğini düşünüp dururken yine hiçbir şeyi beceremediğimin su götürmez gerçeği. Dün içtiğim şarabın sarhoşluğu ayaklarım sekiz çizerken birinin kolundan destek aldı belki düşmeden yürümek mümkündü ama seni içimden söküp çıkarmaya yetmedi. Ne elini tutmaya yetecek kadar heyecan vardı ne beklediği cevabı verecek kadar inancım ne yüzüne bakıpta dudaklarımı teslim edecek kadar tutku ne de uykumu paylaşabileceğim kadar aşk hiçbiri içimdeki milyonlarca Burcu'nun tekini bile ikna etmeye yetmedi. Çünkü hepsi bir tek adamı sevdi. Gecenin sonunda o sadece bir kahve içip gitti. O kadar iyiydi ki ve o kadar sabırlı. Senin için akan yaşları o kadar çok görmüştü ki seni binlerce kez dinlemişti. Hiç hakkım yoktu o yüzden bu sefer kahvesini içip gitmesini bekledim içime dolan tüm yaşları biriktirdim o kapıdan çıkıp gidinceye kadar. Onu sevebilmeyi istedim ama daha iyisini hakediyordu çok daha iyisini. Onu tüm kalbiyle sevebilecek birini. Sabahında yine uyandım bir günlük daha yaşama hakkımı kazandım. Yıkılan tüm umutlarına rağmen nasıl olduğumu soran biri vardı ama nasıl olduğunu merak ettiğim sen onun kurduğu hiçbir cümleyi önemsetmiyordu. Artık daha da zor beni sevmediğini bilerek içimi kanatan tüm kırık parçalarımla seviyorum seni...

Hiç yorum yok: