25 Nisan 2007

susuyor, yutuyor, yuttukça sancılanıyor... aman siz sakın kırılmayın. ben müsadenizle kendimi orta yerimden çatlatırım. sonra usulca toparlarım tüm etrafa saçılmışlığımı. kelimeleriniz delik deşik etti her yanımı... müstahakımı bulmam için onca kelime sarfettiniz. başa sarıp sarıp dinlettiniz hep aynı yerde ipimi kendi ellerinizle kestiniz. tabure ayağımın altından kaydığında arkamdan gülen sizdiniz, nefesimi kestiniz. kelimeleriniz delik deşik etti her yanımı.

evet sonunda başardınız üzüntülüyüm ve her yanımdan sarılıyım, tüm yaralarımı sonunda kanattınız...

22 Nisan 2007

3 kuruşa sattığın benliğin paha biçilemez olmuş. gördün mü kaça gitmiş kim almış? el değmemiş kızlar gibi saklamıştın saflığını bir kelimeyle bitirdi. tüm haysiyetin yerlerde sürünürken alt tarafına yüzünü çevirdiğin için suçlandın hep sen. önüne atılan kuruşları toplamadın. az çok tırnağından çıkmış kırmızı ojelerini sürdüğün tırnaklarını yerken kimse sana geçmişini ve ondan da öncesini çok öncesini o kırılmışlığını sormadı. nerdendi bu hüznün kim acıtmıştı canını? kim yedirtmişti sana tırnaklarını? sorulmamış ne çok soru ama yöneltilen ne kadar çok suçlama vardı. akşam olunca evine dönen kızlar orasını burasını ellettirip asla namusuna sokturmazdı. namus iki bacak arasında saklanırdı sen çeneni tutamadın. asla gizlenmedin sığındığın yüzler sana dönüktü hep... bakışlar hep üstünde... hayretle sana doğrultulmuştu. sanki her an bacaklarından sızan bir kan açık veriyordu. az önce yine becerttirdin kendini az önce yine sokturdun namusuna. her an bacakların herşeyi eleverir gibi titriyor bişeyler akıyor içinden kırmızı kırmızı al al oluyor yüzün utanç kaplıyor her yanını. sen yamalayamadın kendini asla olmadığın hiçbir şey gibi davranmadın, davranmadım... başkasının ağzından yazamadım seneryolarımı...

03 Nisan 2007

hişşşşş... sus!!! sen ne desen haksızsın. asla kıramayacağın bir önyargı ve genelleme "sen haksızsın ne dersen de". kim demişse demiş ya hani "bütün genellemeler yanlıştır bu da bir genelleme olduğu için bu da yanlıştır." diye. olsun yine de sen haksızsın ve bir tek sen kırılamazsın orta yerinden. kimse bölemez bölünemezsin de. asal bir sayısın sen herkesin gözünde. kendinden başka hiçbir sayı bölemez seni.

oysa 1' i unuturlar hep 1 hep kaynar arada. sonuç yine hep bana çıkar kimse yok yakınımda. havuz problemleri kafamı karıştırmıyor artık bütün muslukları açtım çoktan taştı tüm sular. ben yol problemlerine takılıyorum bu sıralar. araya mesafeler grmiş dostlukları hesaplıyorum birer birer. sonra uzak mesafeleri aşamayan dostluklara üzülüyorum. merterden bir otobüs kalkar bu tarafa hiç gelmez. taksim meydanı hep daha yakındır. sanal alemdeki dostluklar içinse yerinden kalkmak bile gerekmez ve hep daha hesaplıdır. kablo bile gerekmiyor artık bağlanmaya wireless döşemişler tüm dostlukların içine etmişler...

ne kadar çok uzakta oturduğumu çok sık işitir oldum evet uzağım hepinizden çok uzakta belli çok belli artık kırılan dökülen yerlerin arası boşluk kalmış aşınmış. japon bile tutmaz artık bu bağları... hiç bir yapıştırıcı kar etmez. tuzla buz olmuş herşey. tuzla, buz...

kardeşinde, kardeş yerine koyduğunda hatırlamaz artık seni. sen haksızsın hep haksızdın hep haksız kalacaksın. daimi bir haksızlık seninkisi bunları senin ağzına aldığın bir kaç kötü kelimeye mal etmeleri nasıl bir haklılıksa...