26 Nisan 2019

Başlıksız

Bu yazı 17 Mayıs 2015 tarihinde yazılmıştır. Artık kim üstüne alırsa...

Ne kadar çok sevdiğinizin bir kanıtı da ona mutluluklar dilersiniz kendi mutluluğunuzu hiçe sayarak, siz bir şehri terkedersiniz bazen bir ülkeyi... Bazen seneler geçer... O bilmez, O duymaz, O hissetmez. Yeni bir hayat kurar, yeni bir aşka yelken açar. Siz belki hala yalnızsınızdır hala eksik belki hala aşık ama yine de kalbinizi kanata kanata istersiniz yeter ki o mutlu olsun. Bir ömür boyu mutluluklar...

Günler geçerdi, belki güzel, belki sıkıcı, belki eğlenceli, belki dopdolu, belki de bomboş, havalar soğurdu belki, belki ısınırdı, belki güneşli, belki yağmurlu, belki karlı, belki de parçalı bulutlu olurdu, ben belki dışarı çıkardım, belki evde otururdum, belki birileri gelirdi, belki de kapımı çalan olmazdı. Belki kitap okurdum, belki kaçırdığım dizinin tekrarını izlerdim, belki ağlardım, belki de uyurdum. Mevsim değişirdi, belki kış olurdu, belki yaz, belki son bahar, belki de ilkbahar.
Bize biçilen zaman belliydi. Mevsimlerin değişimini de gördük, havaların ısındığını, soğudunu da. Güneşi de, yağmuru da, karı da, parçalı bulutları da gördük. Evde de oturduk, dışarı da çıktık, kaçıdığımız dizi bölümlerini de izledik, kapımızı çalan da oldu, kimsenin gelmediği de. Bazen güldük bazen ağladık.
Şimdi biz yokuz diye dünya duracak değil dönüyor hissediyorum, yine kış geldi geçiyor, yine mevsimler değişecek, yine günler geçecek ve ben, belki sen, belki ikimiz duracağız ve dünya döndükçe tekrar karşılaşabilme ihtimalimiz belki hiç olmayacak, belki de..

25 Şubat 2010

Yapma lütfen yapma. Kulaklarım duydu ama niye kalbim hala neden hala neden ben seni hala neden tüm gerçelere rağmen neden zaman bu kadar geçmişken neden aynı sorular neden beynimde neden ben sana bu kadar...
Benden vazgeçmeni sağlayacak şeyler ben de sevdiklerinden daha mı fazlaydı?

Hadi bir okus pokus yap da çıkardığın şapkaya geri yolla beni. Çıkar içime sapladığın bütün şişleri. Hazırım 3 sn. içinde aşka inanmayacağım.

22 Şubat 2010

Anca kalktım yataktan. Hiçbir şeye halim yok gibi. Temizliğe başlama kararı almıştım ama o da içimden gelmedi. Evi görsen kesin bir dünya laf söylerdin dağınık değil de çok pis. Bugün 5. sezon lost bölümlerini izlemek, elime geçirdiğim herhangi bir kitabı okumaya dalmak, kendime bir çay demleyip keyfime bakmak istiyorum. Biraz da uykuya dalıp senin gelmeni beklerim. Yok gerçek dünyaya ait bir beklenti içerisinde değilim. Oldukça telaşlyım Hakan oldukça telaşlı. Gittiğinden beri hiçbir şey yapmadığımı görüyorum. Hiç yaşamadığımı kendimi sana saklamaya çalışırken zamanın bu kadar acımasız olabileceğini hiç düşünmemiştim. Bembeyaz giyinmek kadar zor sevdiği erkeğin bıraktığı gibi kalabilmesi bir kadının. Ben başardım hiçbir parmak izi hiçbir leke sürmeden bekleyebilmeyi. Sonra sen dedin ki asla dönmeyeceğim. Şimdi ne yapacağım? Ölmeyi istedim binlerce kez ölebilmeyi istedim. İnandığım bunca şeye ihanet etmemek için, sakladığım onca güzelliği rezil etmemek için, senin anlam bile veremeyeceğin kadar çok sevdiğim için sadece ölmek istedim. Eğer bir inancım olmasaydı bunu kendi ellerimle yapabilirdim. Ama bu dileğim de diğer tüm dileklerim gibi kabul görmedi. Yaşamak zorunda bırakıldım. Nasıl yaşayacağıma dair bir fikrim yok? Herkesin söylediği artık yaşamana bak, o yok bunu kabullen ve saklandığın yerden çık artık, birilerinin seni sevmesine izin ver artık kendine de bir şans ver. Bunu yapabilir miyim? Gerçekten bir gün seni hiç düşünmemeyi becerebilir miyim?
Beni korkutan ne biliyor musun? Yokluğun o kadar çok canımı yakmaya başladı ki. Herkese senmişsin gibi sarılabilirim. Gerçeğinin yerini hiçbir şey tutamasa da beni çok yalnız bıraktın.

18 Şubat 2010

Sen hep ordasın. Hep yanı başımda gözlerini dikmiş beni izliyorsun sanki. Bazen koltuğuma uzanıp uykuya dalıyorsun hiç bir şey değişmemiş gibi. Her şey aynıymış gibi. Sanki kısa bir zaman önce ağzından o sözler hiç çıkmamış gibi. Kendimi kandırıyorum. Her şey anı monotonlukta giderken birden yapabileceğime olan inancım sevilmen yeter diyor. Bu hayatta bir tek sevilmeyi beceremedin bir tek onunla yetinemedin. Yanımda sende başka bir adam beni sevmeye hazır sadece bir şans verebilmemi bekliyor. Yaklaştıkça gözlerin büyüyor yaklaştıkça içim çekiliyor. Neden gitmiiyorsun gözümün önünden neden hala bir ihanet sayılıyor nereye sakladın beni Hakan nereye gizledin? Bu siteden de haberin yok artık belki bu hislerden de. Belki sana hala ihanet edemeyişimden de. Bilme de zaten sen bir süre sonra unuttum zannet, gönülden gönüle kondum zannet, benden geriye senin bildiğin hibir şey kalmadı zannet. Herkes gibiyim zannet. Ben de düzene yenik düştüm zannet. Asla dönmem, seni atık sevmiyorum dedin ya onu duydum duyalı artık seni hiç beklemiyorum farzet. Beklemem de severim yine, severim be Hakanım engel olamam da severim yine. Öyle uzaktan öyle çekimser öyle işte. Gözlerini yakalayabilirsem bakınca kırılırım sonra yine bakar toparlanırım. Gözümden kaçırsam ezberimde bulurum seni. Kolunun kıvrımındaki bene kadar, kaşlarının başlayıp bittiği yere kadar, hep aynı yerde çıkmaktan iz bırakmış sivilcene kadar ezberimdesin.

16 Şubat 2010

İçimdeki aşk tükendikçe
Yalnızlaşıyorsun.
Gün geçtikçe takvimden düşen yapraklar gibi
Azalıyorsun.
Kazandığın her zaferde kaybettiklerin de var içinde...

15 Şubat 2010

Günlerdir kulağımda yankılanan sesin. Olasılıkların dağılmasıyla avucumda kalan gerçek, söylediğin anda yer çekimine karşı koyamayan hayallerim hepsi dökülüvermişti gözlerimden. Ya ölmem gerekiyordu ya da herkes gibi olmam. Tekrar çarpmaz bu kalp seni de koyamaz içine ait olduğun yerde. Herkes gibi olmak ister herkes kadar unutkan bunun için 2 bardak şarap işe yarar sanmıştım.  Yine ellerimden kayıp giden herkes gibi olabileceğime dair düşüncelerim. Oldukça kararsız oldukça hareketsizim. İçimde yığınlarca Burcu birikti. Her gün hangisiyle uyanacağımı hangisiyle yola devam edeceğimi hangisinin beni daha çok mutlu edebileceğini düşünüp dururken yine hiçbir şeyi beceremediğimin su götürmez gerçeği. Dün içtiğim şarabın sarhoşluğu ayaklarım sekiz çizerken birinin kolundan destek aldı belki düşmeden yürümek mümkündü ama seni içimden söküp çıkarmaya yetmedi. Ne elini tutmaya yetecek kadar heyecan vardı ne beklediği cevabı verecek kadar inancım ne yüzüne bakıpta dudaklarımı teslim edecek kadar tutku ne de uykumu paylaşabileceğim kadar aşk hiçbiri içimdeki milyonlarca Burcu'nun tekini bile ikna etmeye yetmedi. Çünkü hepsi bir tek adamı sevdi. Gecenin sonunda o sadece bir kahve içip gitti. O kadar iyiydi ki ve o kadar sabırlı. Senin için akan yaşları o kadar çok görmüştü ki seni binlerce kez dinlemişti. Hiç hakkım yoktu o yüzden bu sefer kahvesini içip gitmesini bekledim içime dolan tüm yaşları biriktirdim o kapıdan çıkıp gidinceye kadar. Onu sevebilmeyi istedim ama daha iyisini hakediyordu çok daha iyisini. Onu tüm kalbiyle sevebilecek birini. Sabahında yine uyandım bir günlük daha yaşama hakkımı kazandım. Yıkılan tüm umutlarına rağmen nasıl olduğumu soran biri vardı ama nasıl olduğunu merak ettiğim sen onun kurduğu hiçbir cümleyi önemsetmiyordu. Artık daha da zor beni sevmediğini bilerek içimi kanatan tüm kırık parçalarımla seviyorum seni...

15 Ocak 2009

ellerimin titremesine bakma az sonra geçer. ben daha seni nasıl unutacağımı düşünürken unutulur gidersin.
işte o yüzden beynime kazınsın diye defalarca okudum. şimdi başkasını saran kolların beni sarsın diye bekleyemem. küçücük bir ayrıntıydı belki benim için ağzından çıkan ömrüm şimdi bir başkası için söyleniyor olsa gerek. ne de olsa senin için küçük bir ayrıntı...
takım çantamda bir dolu çivi var ama hala bedenimde sadece senin parmak izlerin... acımadı inan acımadı...