Rehavet çöktü üzerime. Bugün ev karanlık havada kapalı. Bilgisayarın uğuldayan sesi beynimin içine işliyor ve mekanikleşiyorum sanki.
Baktım ki pencereler birikmiş her camdan biri bakıyor selam veriyor bana nasıl olduğumu soruyorlar? Her birine farklı cevaplar veriyorum. Hastayım, yorgunum, iyiyim, keyfim yerinde, kötüyüm, ne olsun işte evde oturuyorum, canım sıkılıyor… Böyle uzuyor işte.
Gerçekten bugün nasılım acaba?
Otomatiğe bağlanmış portakal sıkacağı gibiyim kabuğunun acısını da içinin tatlısını da beraber öğüten. Ben sevmem o makineleri aslında ilk yudumda tatlı sonra boğazından aşağıya inerken acı bir tat bırakır… Sana da oluyor mu?
Yok pardon bugün sana ağır gelecek cümleler kuruyorum. Afalladın ne anlatmak istedim ki ben bu yazı da kafan karıştı değil mi? Düz cümleler gerek sana dolambaçlı olmayan makinenin makine olduğu portakalın portakal olduğu cümleler. Kelimelerin altında yatan altında kalsın ben üstündekiyle idare edeyim der gibisin. Ama bu da olmadı bu yazıdan çıkaramadın üstteki her şey anlamsız. Eee taşın altına bir elini sok artık zahmet olmazsa da bak bakalım ne varmış. Korkma akrep yılan çıkmaz çıksa çıksa benim dişlerimi geçirdiğim cümlelerim çıkar, eh birazda laflarım sokar…
2 yorum:
Senin rehavet çöktüyse üzerine bırak onun da ağırlık çöksün üzerine, kıssasa kısas.
çoktan köşeye sıkıştı, akrep misali sokamayıca beni akıtamayınca zehrini... dedim tamam söyledim o şarkıyı önce zehrim sonra sihrim olabilirsin diye. ama nerde kaldı cümlelerimi anlayamayan adamın şarkı sözlerinin büyüsüne kapılması.
çöksün üstüne tüm yaşayamadıkları. benim keyfim yerinde ben dibine kadar yaşadım aşkı.
Yorum Gönder