01 Nisan 2006

bir erkeği ne kadar rezilce sevebilirsin…




9 yorum:

Mumdan Kadin dedi ki...

- senden sıkıldım.
- tamam hayatım söz veriyorum bundan sonra hiç sıkmayacağım seni.
- ama ben ayrılmak istiyorum.
- istersen biraz ara verelim sende kafanı toplamış olursun.
- ya bak ben artık sana aşık değilim.
- o zaman tekrar aşık olman için elimden geleni yaparım.
- bi siktir git ne olur ya.
- tamam gidiyorum ama sakinleşince ara beni seni çok seviyorum.
- ığğğ tiskindim...

Adsız dedi ki...

anlamadım ben nereye yazacağımı ...yine bu deneme test aşamasında gibi görünen puntosuz renksiz yeremi yorumyazcam inşaat haline gibi görünüyo canm çekmiyo:) ben içderi renkli renkli mi yazcamnereye yazcam bebiş uyanda ben anlatayım of neler yazarım hahahha:=)

semin dedi ki...

bazıları renksiz ister. bazıları kalın sever.

Adsız dedi ki...

yeniledim kendimi...yalan söylüyorum dinleyin..az önce biri osurdu kokuyor yorganın altında, sevgilin o kokusunu içine çektiğini anımsıyormusun?
ne yalan söyliyim bu diyceğim gerçek; ben poposuna kafamı sokup bakalım bu kokunda neler varmış diye bi sahnede aşk yaşadığımı anımsıyorum..herkeslerde biliyor..:) kıs kıs gülenlerde var şimdi biliyorum ben:)

sonra dahası var..elim eline , organım organına değdi madem bokum bokuna niye değmesin diye klozetin iki ucuna oturup sıçmak da akıllara ziyan..yani evde ne kadar canımız sıkılmış..pardon burcu nasıl sevebilceğini anlat demiştin dimi:) tamam devam ediyorum..

elimde bir tepsiyle açlığını doyurmaya gitmiştim..içinde bir adet sevdiğini bildiğim cinsinden sucuklu tost--ki defalarca zılgıt yediğim bu niye bu kadar tuzlu diye--, bir kase zeytin, özenle kesilmiş domatesler..elimden bu kadarı gelmişti düngece evi terkeden ev arkadaşlarımdan kalan yiycekler bunlardı..ben elimde bu tepsiyle gittiğimde o çoktan bişeylere sinirlenmişti...ki tepsiyi olduğu gibi kafama yedim...üstüm başım domates lekeleri duvarlardan yere akışkan salyalar gibi damlayan kırmızı lekeler, ve odanın bilumum yerlerindeki zeytinlerle otururken, kapıyı çalan iki misafirimizi ağırlamak zorunda kaldım..neyseki onlar oldukça anlayışlıydı o kadar anlayışlıydılarki görmezden geldiler domates lekelerimi..ama içimdeki hain aşk lekesini görmememk mümkün mü? siz hala görmediniz mi, o lekelerle ben böle kızardım...hepinize bol lekesiz günler...devam edicek..

Mumdan Kadin dedi ki...

ehe ehe.. madem çarşaflar serilmiş ortaya bende diyim bir iki bi şeyler üstelik çamaşır suyuda paklamaz bunlara.
bir tekin gerçeği daha sabah uyandığımda beynimi tırmalıyordu. her söylenene inanmaya müsait sevgilim gecenin 3 ünde konuştuğunu 7 sinde yutuyor başka başka şeyler söylüyordu. benim gözleri aşktan millenmiş ben neden bu kadar telefon faturası getirmemin nedeni olarak onu aldattığımı öne sürüyordu. bir anlık sinirim meşhurdur bir anda parlar ağzıma geleni söyler hatta en kısa yol ayrılır ve telefonu yüzüne kapatırım. yine öyle yaptım... bir gün sonra çok erken olmasına rağmen onsuz yapamayacağımı anladım malesef. ve apar topar giyinip istanbula gittim. komik olan şu ki o bir askerdi. küçükyalı askeriyesini buluncaya kadar sucuk gibi oluk oluk yağan yağmur altında ıslandım. üstümde incecik bir hırka, ramazan dolayısıyla oruçluyum ve üstelik dolu yağıyor Allah ın küçükyalısının tepesine dikmişler. neyse askeriyede sıra kuyruk halinde buz gibi soğukta bir asker bana acıdı da şu bayan ne istiyormuş bi bakın dedi. istediğimi söyledim tabii hemen. şey benim sevgilim burda asteğmen ve ben nonu görmek istiyorum (bu arada ona burda olduğumu söylemeden çağırın dedim süpriz maksatlı ama halbuki niyet tamamen farklı inatçıdır benim hıyar gelmez melmez) neyse mecburen benim geldiğimi söylediler ben 1 saat bekledikten sonra sonunda ulaşıldı. ama emre telefona sizi istiyor dediklerinde bir nefes aldım ve kaynar suların başımdan akmasına izin verdim. gelmedi... ağladım, öfkelendim, üşüdüm, ama gelmedi... saatler ilerledikçe vazgeçmeye çalıştım ama o da olmadı. sonra ablası aradı carefour da bekle beni gelicem dedi. eniştesi ve ablası sağolsun evlerine götürdüler biraz sakinleştirmek adına ama bi sorun vardı ortada o evdeydi akşamları onlarda kalıyordu. ve üstelik dokunsan patlayacak bi bomba kadar sinirliydi bana. neyse parmak uçlarımda girdim eve. ve sabaha kadar yüzünü görmedim. aynı evin içinde saklambaç oynar gibi kaçtık. ama tabii bizim hikayemiz burda bitmedi. burda rezilce sevenler kısmı açtığım için barışma sahnelerinin şehvetinden bahsetmek yersiz.

Adsız dedi ki...

tamam ben dahada iğrençleşicem...burcu aşkolsun en iğrencini anlatmışsın yani tessüf ederim sen bu kadar iğrenç deilsin..ben biliyorum şahsen:)

şimdi ben bu tepsiyi üzerime kapak eden adamın osurmasından bıkmış illlahlah demiş bi insan olarak artık o osururken elimle kapatma yoluna gitmiştim..ses çıkmasın diye ama elimdeki kokuyu içime çekmek gibi bir niyetim inanki yokut:) onu yapıyodum mecburen napıyım yan odada ev arkadaşları falan ses gidiyo olmaz..

sonra sümüklerimizi de pek severdik birbirimizin..elini sümüklerime değdiren iki adamdan biridir hayatta bu adam..birisi babam..sokakta mendilimiz yokken ve sümüklerim ağzıma girerken eliyle hımkırtıp yere atan babamdı..bu adam direk parmağını sokuyordu düşün artık..sokup içindekini alıp elinde yuvarlayıp atmıyordu bide insan nasıl kendisininkiyle yer yer oynar hadi burcu sende yapıyorsun biliyorum..aynen öyle oynuyodu..ben de onunkine yapıyodum insan bi gram iğrenmezmi ya yok harbiden iğrenmiyordum..bu sümük maceramızda anlamıştımki bu adam kardeşm değil, sevgilim değil, babam değil...ya kim bu adam?çözemedim hiç çözemedim..elimi ayağımı titreten bu adamı işte böyle resilce seviyordum..ama bu heycanı dyuduğunuz birinden çekinmezmisiniz..çekinmekle sümüğünü karıştırmak tezat kaçtığından bu sorunun yanıtı elbetteki hayır olurdu..hayırdı..

tiksinmek kavramı deil ama belki bi gün tüyleri üzerinize batıyor gibi hissedene kadar sevebilirsiniz böyle bir adamı..bir gün etrafında saçtığı ışıklar söndüğünde sevişirken tüyleri üstünüze batıyormuş gibi hissedebilirsiniz..

ama yine de geriye dönüp sümükten ve balgamdan benim kadar tiksinen biri olarak bile o yaptıklarınızdan hiç tiksinmezseniz içinizde bir gariplik hissedebilirsiniz..

her aklıma geldiğinde gözyaşı geliyo gözümün ucuna..öyle çok ağlamışımki artık sümüğün tuzunu dilimde hissediyorum o yetiyo ağlamamam gerek yko diyor gözlerim..

bu da böyle resillikle sevginin örtüşmesinin ikinci durağıydı...

üçünsünde tokat ve tekme seanslarını analtıp "ne kadar resil sevilir" sizlere burcunun yüce isteği üzerine aktarmaya devam edeceğim...

Mumdan Kadin dedi ki...

ben inkar etmem burnumda sümük varsa karıştırırım her ortamda. yok sadece emrah sen ben ortamında. aman sümükleşmiş dostluğumuz benim sümüklerimimi esirgeyecek. neyse dönelim konumuza.

ımmm. neydi o sabahlara kadar uyuyamadığım bütün gece gözümü kırpmadan emrenin uyumaktan şişmiş yüzüne hayran hayran bakmak. yat uyu kızım. derdin ne var üstelik horozlar öttüğünde döktüğüm yaşlar ne kadar hüzünsel bir aşk yok tam doğru kelime bu değil daha nevrotik olması gerekti aklıma gelmedi. arabesk hallerim bunalımlarımla kendi çapımda yolduğum saçlarımla ah ah kafamı geçirdiğim duvarlar kalorifer petekleri dile gelse keşke.

15 dk. için geçirdiğim 4.5 sene bir 15 dk için çırpındığım yerde çoktan boğulmuştum.

araştırmalarım, septikliğim ve her taşın altından bulduğum beni sevmez hallerinin kanıtlarını daha sonra çıkardığım suyun yüzünden, bilinç altımdan silip beni sevdiğine inandırmaya çalıştığım beynimin icra köşesi.

hep kötüydü hep acıydı ama ben hatırlamakta zorlanıyorum farkettimde ben silmişim itmişim. ne bileyim tek güzel anım 15 dk için sevmişim, ısrarla, inatla sevmişim. hiç gelmeyen o aşk sahnesi bir gün gelir sanmışım. gecikmekte bir hayır vardır sanmışım.

hmmm buldum bi tane hem güldüğüm hem öfkelendiğim bi tane. hep uyurdu ve hep osururdu. edebiyatçı olmasına rağmen ağzından hiç edebi bir aşk cümlesi çıkmazdı. sonra bir karar aldım madem hep uyuyor hiç ilgilenmiyor artık size gelmeyecem dedim. sonra oturuyorduk bi yerlerde bigün. bugün bize gelin söz hiç uyumucam sabahlayacaz dedi. film alırız sabaha kadar izleriz dedi. kandım kanmamak elimde değildi hazırdım ağzından çıkan her söze kanmaya. kana kana sevdim ne de olsa. hazırlandım filmleri aldım zili çaldım. akşam yemeği zamanıydı ama ben aç değildim bir merhaba hoş geldin burcu seronomisinden sonra ev halkıylada selamlaştık. sonra fatomun odasına geçtik.(kız kardeşi) yemek bitti çaylar sigaralar içildi. fato oda da benim herif yok ortada. 1 saat 2 saat 3 saat derken külkedisinin balkabağına dönüşeceği vakitte bir mesaj attım ona. aynen şöyle yazdım: aşkım ben yan odadayım hbrin olsun bi uğra istersen. benim heriften tık yok. ne geldi ne cvp yazdı. sonra benim emrah kardeşimi yolladım gir bak şu herife ne alemde diye. emrah ne desin benimki salonda uyuyakalmış. yok saçlarını yolmadım küfürde etmedim tüm kelimelerimi öfkemi büzüştürüp evime gittim yatağıma girdim. ve böyle bir adama aşık olduğum için kendimden nefret ettim. sabah uyandığımda her şey aynıydı ben hala aşıktım ve her sözüne kanardım...

Adsız dedi ki...

Şimdi devam edelim..ne kadar rezilim..ne kadar resilce sevebilirm..
sümük hikayelerimden, orusuk kokularına hayranlık duyduğumu sanmanıza kadar bayağı bi içinizi kaldırdığımı düşünsenizde daha bitmedi..
hep bir ileriki aşamayı daha üstün olsun diye beklersiniz..bi sonraki gününüzü..bir sonraki çocuğunuzu..bir sonraki karınızı..bir sonraki sevgilinizi..bir sonraki cep telefonunuzu...örenekleri görünce hı hı dediniz değilmi?

evet bir sonraki aşamada daha da iğrençleşip biraz kendimizle başbaşa kaldığımızda yaptığımız şeylerden bahsedicem..şimdi dürüst olun..hiç değilse içinizde..mırıldanmaya yazmaya gerek yok iç sesiniz dürüst olsun, zaten olur ya neyse..kıç deliğiniz kaşınıyor..ve siz hiç elinizi sürmediniz öyle değilmi? üzerinizdeki kıyafetin üstünden denediniz..daha ısrarcı bir kaşıntı oluştu.ardından pantolon içine girdi el..daha da hararetlendi kaşıntı elinizi daldırdınız acıyla rahatlama arası bir sızlama kıçınızda..kaşıyorsunuz..lavaboya da oldukça uzaktasınız ben görmesemde elinizi burnunuza götürdüğünüzü biliyorum:) kokusunu bilidğin bişeyi yinede koklamak için..ay benbunu resilce sevdiğim erkeğin kıç deliğini kendi deliğim sanar gibi yapmıştım..burnuna elimi soktğumda evet sümüğünü yemedim ama alıp kendi burnuma götürüp şebeklikde yapmıştım..

hala nasıl aşıktık bilmiyorum?onca koku, onca iç kaldırıcı pisliklerimizin olduğunu kanıtladıktan sonra hala nasıl? belki hala?

Mumdan Kadin dedi ki...

hala seviyor olmam rezilliğimi gösterir mi???