28 Şubat 2006

bir çay içmekti tüm bahanesi, buyur ettim... yatağıma kadar, ruhuma işlesin istedim. ellerini bir kez daha üstümde gezdirsin. ikimizde başkalarının ruhuna ihanet ederken gözlerine baktım, çok şey demek ister gibiydi. hiç bir şey demedi. beni sevdiğini söyleyecek değildi, hiç söylemedi. bir de sigaranın zararlarından bahsetmek yersizdi... dumanı bütün hücrelerimde dolanırken ben çoktan sakinleşmiş ve kendimi onun kollarına bırakmıştım. gitmeden kurduğu cümleler hep devrikti. sonrası yoktu hiç olmadı, bir son da yoktu. üç noktayla sonlandırılmış cümleler gibiydik.

3 yorum:

seven dedi ki...

buyur edilmiş bir çaresizlik bizimkisi galiba.
ne hayırımız var ne de evetimiz.
sessiz kalıyoruz..
sıra da değişmiyor galiba böyle olunca.
kuyruk uzayıp gidiyor..
galiba öğrenmeliyiz ses çıkarmayı.
bir başkaldırı gerek bize.
ama öncümüz yok.
biz de ayaklandırma başlatamayacak kadar korkak ve güçsüzüz..
yazık olmuş bize..

seven dedi ki...

ne dokunaklı ve gelişigüzel bi yorum yapmışım.bol galibalı,ayaklandırmalı(o ne demekse:))

Adsız dedi ki...

üç nokta koymak ille de tamamlanmamış olması demek değildir. öyle bir sona layık görülmüş olamaz mı? yarım yamalak, virgülü bol..

her erkekle her kadına karşılıklı aşk yaşamaları için bir şans verilirmiş bir düşünceye göre, ama bizler o şansı bilerek veya bilmeyerek tepermişiz.

o fırsatı nerede kaçırdım demeli o halde onca fırsat kollarken..