22 Şubat 2006

gidip gelen bir ruh hali, karmaşık bir hayat, hayalet bir sevgiliye duyulan aşk, bastırılamaz yalnızlık duygusu, bağlılık, bağımlılık, sex, mide bulantısı, istek, vazgeçiş, tüm nefretini kendine yöneltme, kin kusma, ödetme, hesaplaşma, intikam, yanılma, aldanma... geçmiş kırgınlıkların aslında hiç geçmemiş olması ne acı. severken sevdiğini bile farkettirmiyor insana. hatta sevmekten nefret ettiriyor. yeniden aynı şeyleri yaşamak çok anlamsız dedirtiyor. her şeyin daha farklı ve güzel olabileceği düşüncesini silip atıyor. sonu gelmez bir yılgınlığın ve yalnızlığın ortasında başı boş bırakıyor. başı boş ruhu boş kalbi boş hayat zaten koca bir boşluk...ve anlam katmaya değer bulunmaz hale geliyor. sevgi renklerin hepsini pembe de yapıyor, pembeleri kara da...insan ışığa bakarak kör oluyor... her insan kendi hayatının senaryosunu kendisi yazar. ne bir dost ne bir sevgili yoluma çıkmasın ezer geçerim bu hızla. nasıl yazdıysam öyle silmesini de bilirim ruhuyla oynamayana ne bir dost ne de sevgili olurum. başka roller oyuncular eklerim. silinmiyorsa bazı yazılanlar, başka oyuncular konmuyorsa yerlerine ben kendi oyunumu da terk etmesini bilirim. .......................................................................................................................................... bazen önünde duran şeyin bir bulmaca olduğu söylenmez. tıpkı dünyaya geldiğinde hayatın söylenmediği gibi. evet hayat bir bulmaca çözebilen varsa bir gün hazıra konarız bakarsın :-)

1 yorum:

Adsız dedi ki...

eğer sonunda bir ödül yoksa kimse çözmek istemez sonuna kadar, bir yerde sıkılır atar elinden kağıdı kalemi çoğunu çözmüş olmanın verdiği hazla.

çözen biri varsa da inektir ve hayatı boyunca dalga geçilmesinin verdiği kinle kimseye göstermez şifreyi, saklar..