22 Aralık 2008

Sahte bir gülücük yılın en uzun gecesini geçirmeme yeter mi?
Bir kahkaha patlatayım o zaman. Mizahı olmayan halime güleyim.
Her gün bir parçam dökülüyor içimden...
Paçalarımdan akıyor kaçırdığım o anlar...
Hayat diyorum hayat işte.
Nefes alıyor veriyorum da.
Sanki bir adım öncesinde kalmış aklım yarım akıllı yapıyor beni bugüne uyarlandığımda.
Bir günün 24 saat olması şart değildi aslında daha az olmalıydı ki zaman daha çabuk geçmeliydi. Daha çabuk kabuk bağlamalı ve daha çabuk iyileşmeliydik. Daha çabuk kavuşmalıydı aşıklar birbirlerine.
Ve... Daha sıkı sarılmalıydın bana.
Bak artık yoksun...
İyi ki sarılmışım sana her gece yolcu ederken.
Sorunun cevabı bu işte anladın mı şimdi?
Seni her gün görmeme rağmen neden yine de camlarda heyecanla beklendiğini anladın mı? Neden her gidişinde bir daha dönmeyecekmişsin gibi sarılışımı anladın mı?
Sensiz geçen 10 günün sonunda neden o kadar özlendiğini anladın mı?
İşte bu yüzdendi.
Bir gün olmama ihtimalindendi...
Deve kuşu gibi gömdüm kafamı yine koltuğa, gözlerine bakarsam anlarım...
Ne olur acıtma!!

Hiç yorum yok: