Kafamı toparlayamıyorum. Her şey oraya buraya dağılmış. Kaybolan parçalarımı arıyorum ama yok. Hepsini almışlar elimden. Şimdi o kadar çok yaş var ki içimde ama akmıyor, tıkandım kaldım. Ne söyleyeceğimi, sana neler anlatacağımı tasarlamıştım ama ağzımdan çıkaracak gücü bulamıyorum. Boş gözlerle bakıyorum ekrana içimden geçmeyen şeyler yazıyorum. Hiç bu kadar istememiştim kötü bir insan olmayı. Kötü olup herkesi, her şeyi kırıp dökmeyi. Bense hep kırılanları toparlamayı sevdim. Hayal kurmayı sevdim. Sizse hep yıkmayı sevdiniz.
Şimdi bir şehri daha terk etme zamanı. Ama gidecek hiçbir yerim yok. Bavullarımla kaldım ortada. Siz benim yaşadığım yerdiniz ve soluduğum hava sizin damarlarınızdan geçmeden benim nefes almam olanaksızdı. Şimdi beni soluksuz bıraktınız.
Suçlusunuz diğerleri gibi siz de inanmadınız aşka. Ya da ben elime yüzüme bulaştırdım yine. Sizi inandırdığıma inanarak yine kırdım hayallerimi. Ama bu sefer toplayacak gücüm yok. Artık un ufak olmuş hayallerimi süpürüp gitmekten başka çarem yok. Yapıştırılır, onarılır yanı kalmamış zavallı kalbim.
Sizinde diğerlerinden farkınız yoktu demek. Şimdi nasıl bir güven duygusu yeniden yapılandırılabilir. Çok ağır değil mi tüm bunlar? Siz benim bembeyaz duvarımı karaladınız. Pişmansınız, pişmansınız da ne çare. Ben de yaprak bırakmadınız. Sapı kalmış hayallerimde hiçbir güzellik bırakmadınız. Benim üzülmeme üzüldüğünüzü düşünürken bile içim acırken siz hiç düşünmediniz.
Bu kadar mutluluğun faturası yüklü olur tabii. Ben bu dünyada hep bir bedel ödedim. Şimdi hesap sizin bu acının faturasını size kesiyorum. Beni kaybetmeyi göze aldınız siz bir bitişi çok daha önceden kabullendiniz. Yas tutacak bile vaktiniz olmadı, kaybetme acınızı öfkenize teslim edip kokum bile geçmeden teninizden başka bir kokuyu istediniz. Bir biraya 20 ytl vermek size daha çok koysa da şimdi bensizliği ödeyip bu masadan çok rahat kalkabilirsiniz.
09 Aralık 2007
Gönderen
Mumdan Kadin
zaman:
10:26
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
1 yorum:
acıların çocuğuyum:)
Yorum Gönder